H

Üzülürüm

Daha dokuz yaşımda yüreğime diken bata bata hayat yolunda ezildi çocukluğum. Yaşarken yavaş yavaş kayıp gidiyordu ömrümden çocukluk ve gençlik yıllarım. Giden yıllara ömrüme hüzün çöker gönül nasıl üzülmesin ki elbette üzülürüm babam.
Bir çok evlat baba sevgisiyle kucak kucağa yaşarken: ben bir üvey evlat muamelesi gördüm. Ezilerek hayatı böyle öğrendim. Eğitim, öğretim hayatım olmadı ki ömür ahiretini ihya edeyim. Kurulu bir yuvam olmadı ki dünya sefasını süreyim. Arafat'a bıraktın güzel olan her şeyi böyle geçen bir ömre gönül nasıl üzülmesin ki elbette üzülürüm babam.
Bir ot gibi yaşadığım hayat ayaklar altında hep ezildi. Gönül dünyam çorak toprak misali suya hasret yaşadım. İlk baharlar gibi çiçek açamadım hayata. Yaşantımda tebessüm haram oldu hayata gülücük atamadım. Böyle bir hayata gönül nasıl üzülmesin ki elbette üzülürüm babam.
Ne yaşarken bir sevgini gördüm,
Ne de bu dünyadan göçüp giderken ardından evladına bir sevgi dâhi bırakmadın ki babam; seni nasıl seveyim. Bütün varyetimiz alın terimiz olan mal mülkiyetin tamamını verdin anamın kumasına. Öz evlat bizdik, üvey olduk. İkilik çıkardın kardeşi kardeşe düşman ettin babam. Ettiklerine dua mı edeyim yoksa beddua mı?
Tarumar ettiğin bir aileye hüzün çöker üzülmeyeyim mi? Bu gönüldür nasıl üzülmesin ki elbette üzülürüm babam...
©hasanbey.