H

Vahayfa.. (Mutlak soracaktır dengbéj)

Ah Vahayfa...
Mutlak soracaktır dengbêj:
Hangi usül bizimdir?
Ne yapmalı şimdi?
Nerden başlamalı yaşamaya?
Uğrun uğrun ölecekler besbelli..
Sadece roller hala biçilmemiş.
Çünkü hep kehribar kalır Vahayfa'da akşam.
Melankoli gecelerde büsbütün serpilmiş.
İçimizde ve dışımızdaki kin gözcüleri..
Mezarlıklarda gülistan bahçesi,
Ölüm, kimi zaman bir aşk töresi...
Bazen de yarım kalmış heyelan.
Ne yapmalı şimdi?
'Aşk' mı gitmeli buradan ?
Yada aşık infazını mı yaşasın?
Yoksa yeniden rivayet mi söylemeli?
Haydi ravilerden sahih senetler toplayalım.
Vahayfa 'da bir akşam, dengbêj gecesi...
Rüzgara emanet pişmiş
toprak kokusu geliyor,
Fırtınaları avucunda saklamış bulutlar tedirgin
Hiç bu kadar, durgun olmamıştı bu kent...
Caddelerde insan diye cesetler dolaşıyor!
Sokak başı terk ediş, köşe başı yükleniş...
Kaldırımlar yorulmuş hayalleri taşımaktan.
O kadar mı korkunç talihimiz.?
Belki de hiç yazılmamış tarihimiz...
Hangi çukurda çakıldı kardeşlerimiz!
Ey tohumdan ekmek; Ekmekten umut yaratan Rabbim!
Karanlık delhizlerin ışığına yönelt bizi.
Kimsesizliğin kimsesizligini yaşatma.
Kiralık yaşamayı öğretti belki de acılar.
Oysa ilk düğün, ilk ağıt, ilk aşk, burada doğdu.
Sen de kal Vahayfa!
Ellerini semaya kaldırarak.
En azından ;
Sonraki mevsime dek ol yanımızda,
Kalmak için ha gayret..
Tut kendini !
Bırakma beni!
Biraz daha dur !
Bakarsın son yarına gebedir,
Bu durgun gece yarısı..!
Şafak sonrası sabahlar ateşidir.