Sorarlar adama, "Yokluk nedir bu hayatta en büyük?", Şair verir cevabını, hüzünlü bir tebessümle sessizce. "Varlığına alıştıysan bir canın, yokluğu vurur seni derinden," der, "O an anlarsın yokluğun ne olduğunu, kalbin nasıl parçalanır."
Bir dostun yokluğu gibi, bir sevgilinin yokluğu gibi, Bir annenin yokluğu gibi, bir babanın yokluğu gibi. Her gün görmüşsün yüzünü, her gün duymuşsun sesini, Birden yok olunca her şey, kalır geriye sadece sessizlik ve hüzün.
Boğazın düğümlenir, gözlerin dolar yaşlarla, Arasan da bulamazsın onu, ne kadar çabalarsan da. Yokluğu bir kara bulut gibi çöker üstüne, Isıtmaz güneş seni, açmaz çiçekler baharda.
Anılar canlanır bir bir, her biri bir bıçak gibi saplanır kalbine. Güldüğünüz günler, yaşadığınız hatıralar, hepsi geçer gözlerinin önünden. Keşkesi pişmanlıkları doldurur içini, geri döndürmek istersin zamanı. Ama nafile, zaman geri dönmez, yokluk kalır sonsuza kadar.
Varlığına alıştıysan bir canın, yokluğu vurur seni derinden. O yüzden sevdiklerinize kıymet verin, her anın tadını çıkarın. Çünkü bir gün yok olacaklar belki de yanınızdan, Ve o zaman anlayacaksınız yokluğun ne olduğunu, ne kadar acımasız olduğunu.
©hasanbey.
H