Yine bir diyalektiğin arasında açtım paslı gözlerimi.
Yumuşatmayı bilen ateş bile vermedi kılıcımı.
Sanki varoluştan beri Tanrıları öldüren benmişim de;
İnsanlar asılı olduğu boşlukta benden çıkarıyor hıncını.
Neden günah saçan her rüzgarın vebası bende kalıyor?
Neden ben çekiyorum Adem'in yediğinin sancısını?
Bu kez atlarken uçurumdan,unutucam uçabildiğimi.
Ve düşerken Râb bellemeyeceğim hiçbir şeyi kendime.
Sanmayın ki parmak içlerimle durdurabiliceğim ölümü!
Ve bir daha hiçbir Eva'yı almayacağım yüreğime.
Oysa yağmur yağarken her zaman küfrettim Tanrıya!
İnsanlardan kayan yıldızları işlemeyeceğim kalbime.
Artık evrenime göç etmeye hazır kuşlar bırakmadım.
Yoldum kanatlarını içimde ki insanı dinlediğimden.
Ve anlamazdım insanlar neden öldürürler birbirlerini;
Saçma gelirdi bana aynı Tanrıyı sevdiklerini bildiğimden.
Oysa evi Nepal'de olan salyangoz bile varmışken evine;
Evim olan sokaklara denk gelemedim,sevgisizliğimden.
Bana cenneti sunan bütün yalancılara çevirdim sırtımı.
Ruhum ise galiba olabildiği en güzel yaşlarında.
Hızlı gidenlerin kaza yapıp can verdiği bir evrende,
Her defasında bir kez daha öldüm,yavaşladığımda.
Ebedi olan her şey bir anda berhava olmuştu;
Ben kendimi bir uçurumdan aşağıya attığım anda
©werther
Ü