Hangi güzelliğinden bahsetsem bilemiyorum ki
Sırtında,vapurların çığlık atarak kovalamaca oynadıkları Marmara'nin,
dalgalarıyla kulağına ninni fısıldayıp dizinde uyutan,eskhisar'ın
güneşe yoldaş Ay'a sırdaş dul,gariban sahilinin
seni övüp övüp bağrına bastıklarını duyar,görür gibiyim
Hatırlar mısın sana ilk geldiğim günü
Nasıl da kucaklamıştın beni sımsıkı sarılmıştın
iki dudak arasından kanat çırpıp semaya yükselen dualarıma nasil da amin demiştin,
trenlerin saçlarını okşayarak geçtiği yetim istasyonun ve de Mustafa paşa' nın hâlâ ruhumda yankılanıyor nidâları
Üç altın harcadım yüreğinin en sıcak en merhametli köşesine
Kar yağınca üzerime beni avucuna alıp,rahmetle yoğrulmuş nefesinle ısıtıyordun bedenimi
Yağmur yağınca üstüme ağaçlar birer şemsiye oluverirdi tepemde
Güneş sinirlenirdi bazen boğmaya çalışırdı müdhişe bakışlarıyla,
bulutlar etrafımda çember kurup gölge tutuştururdu elime.
Dert hamuru yogururken ellerim
Yağmura gebe kalan gönül toprağımda
Gam,keder,özlem mahsül olurdu
Ta ki hub yağmurları yağana kadar
Dikensiz güller gibi yeşerdi etrafımda
Batakköyün emzirdiği can dostum,
Bir evlat gibi bağrına basan Ankaralı
Dücce agtaş yollardan geçerken elimden tutup bir ahter gibi ışık olan meçhul yordamım
havana,suyuna karış karış toprağına
Sevginin,hoşgörünün nakış nakış işlendiği insanına büyük bir özlemim var gebzem
Selam götür Mehmet usta'ya
Selam götür istanbula
söyle ona kıskanmasın bizi onunda izi var bağrımda
Eğer bir gün olurda özlersen beni uzaklarda arama
bilki Ben Mustafa paşanın göbeğinde olacağım
Eskihisar,istasyon,Mustafa Paşa ve orada dolanan sen gibi varlığım sana emanet
bana öyle mahzun bakma Biliyorum bu ayrılık ikimizinde yüreğine oturacak ama gitmek zorundayım
Şu üç günlük dünyada ilim yolundayım
Bütün anılarımızı gökyüzüne sakla ben kalbimde taşıyorum hepsini
Tekrar görüşmek üzere allaha ısmarladık
©mubtedi13
M