Şöyle gözlerini kapatmalı insan. Herşeyi bir kenara koymalı, vitrinine koyduğu cam süsler gibi. Hani koyarsın, kalır onlar orada. Aman kırılmasın diye özen gösterirsin. Ama neticede süs olarak kalır orda. Ve unutuverirsin bir zaman sonra. İşte o bir zaman sonrasına gitmeli insan. İşte hayatını o bir zaman sonrasına atmalı insan.
Şöyle bir bırakmalı insan. Sımsıkı elinde tuttuğu iplerden salınıvermeli insan. Özgürlüğüne uçarcasına. Atlarcasına apartmanın onuncu katından. “Acaba uçmak nasıl bir his” sorusuna cevap verircesine. Atlamalı insan “ama burnum bile kanamayacak” güvencesiyle.
Şöyle bir bakmalı insan. Şahin bakışlı bir kör gibi. Heryere bakacak ama hiç birşeyi görmeyecek. Kusuruna bakmamalı insan hayatın. Bırakmalı ki eller utansın. Sözlerinden.. can’ kırıkları bırak onları tarumar etsin.
Şöyle bir uçmalı insan, mutluluktan. Yürüdükçe görünmeyen merdivenlerden hayrete düşürmeli eşini dostunu insan. Ah etmemeli, ah ettirmeli. Zara düşmemeli, zara düşürmeli, Mutsuzluğuyla mutlu olacakları..
Ve şöyle bir ağlamalı insan. Sanki yarın olmayacakmış gibi. Sanki herşey bitmiş gibi. Yüreğindekileri kusmalı insan. Dünya atmosferini deler gibi. Gözyaşıyla yedi dünya denizlerine bir tane daha ekler gibi.
Ama şöyle bir gülmeli insan. Kahkahalara boğulurcasına. Ses tellerini yırtarcasına. Güldükçe ömrünü uzatırcasına. Dünyanın anasını ağlatırcasına. Sanki güldükçe, ağlatırcasına kendine gülenleri.
Sonunda şöyle bir sevmeli insan, kendini sevenleri. Kendinide sevmeli. Sevenlerinide sevmeli. El uzatanların eline uzanmalı. Gülleri budamalı. Gönül bahçesini yeşertmeli. Veyahut sevildiği bahçeye gül olmalı...
Burnumun direğini sızlatıyorsun dost.
Kalbimi ferahlatıyorsun dost.
Seviliyorsun dost.
İyiki varsın dost..
B.N.K’ya ithaftır..
©M.G.Ç
M