Sen gittin
Dünyanın öbür kutbunda bıraktın beni
Issızlaştı sokaklar
Öksüz kaldı türküler
Sen gittin Yaşama kaynağım gitti
Dereler nehirler
Denizler gitti
Karıştı yönlerim
batı ve doğu gitti
Çelikten güç, fırtınada ses
Yazlar kışlar gitti
Sen gittin evimin bereketi gitti
Sen gittin güneşim ayım gitti
Sen gittin mevsimlerim gitti
Sen gittin neşem sevincim gitti
Desene neden yaşayayım
Hangi kahve tat verir damağıma
Sen gittin ıssız kaldım topraklarım
Kayboldu saatlerim dakikalarım
Yelkovanlar yön şaşırdı
Akrepler zehir saçtı
Sen gittin evim gitti
Sen gittin kalbim gitti
Sen gittin şerefim gitti
Sen gittin yaşamım gitti
Sen gittin mutluluğum gitti
Şehrim harabeye dönüştü
Rüzgarlar kan getirdi şehrime
Sen gittin barışım gitti
Şehrim talan oldu
Savaşlarla karıştı
Eşkıyalar dağımı talan etti
Ağıtlar yüreğimi yakar
Zorbalar zalimler yel estiriyor her tarafa
Benden seni isterler
Sen gittin acım gitti
Sen gittin lisanım lal kesildi
Sen gittin şehrim gitti
Her taraf toz toprak içinde
Baki tarih sayfaların da silindi
Fuzuli den sonra Leyla Mecnun yeniden yazıldı
Karacaoğlan dan sonra
Türküler kaldı öksüz
Sen gittin sokaklar kimsesiz kaldı
Fakirler zulüm cemiyetleri kurdu
Sömürüldü akrepler, izzet kayboldu
Yüreğim telef oldu, zehir içtim şerbet diye
Kurşun yağdı, gökyüzü talan oldu
Sen gittin ölüm oldu
Ölen ben oldum
Yalvarırım sana
Uzat ellerini benden tarafa
Sevinç nerdeyse, sen ordasın
Aşık maşuktan kaçar yokluğunda
Aşka çare sensin
Maşuka ilaç sensin
Kurtar bizi çaresizlikten
Koru bizi ilaçsızlıktan
K