A

Verdiklerini Al Ki Ödeşelim

öncesinde verdiklerini alsın geri, ödeşelim.eksikliğini aldım,usulca adımlayan bir saat bildim susarak seslendiklerini.dağların gövdesini çırılçıplak bırakan bir çığdan daha hızlı, harici gözleriyle görmediği bir bakmayla tuttu hizayı,bense çevirip durdum benden yana şu derin ve karanlık ve ucu bucağına denk düşmeyen,tarifi sorulunca aklı epeyce zorlayan yolları;derken başı döndüğüyle kalsındı,lakin hışımla ayaklandı gece bir gereği de kalmadı. ardından düzenini kaybetti soluk. yolunu tozlu raflarda,eskiyen bir izde, ölmüş bir yıldızın boşluğunda buldu korkunun kokusunu cesaret denen gözde sürme. yemyeşil iplerde morarmış cesetler gibi asılı durdu ve niyeti çiçekli kumaşta kaynamışken arkasını döndüğü anda ağaçtan düşen kemikti, ölçüsü nizamını yitiren bir esinti eşliğinde,olacakların olmazdan önceki sakinliğinde sancıyla kıvranan yine onun sesiydi,yeniden ve yeniden nasıl da hep aynı yerden ahenkle kırıldığını ,üstüne yoktu onun, duyarsa da işitilmez sayardı.oturur ıssızlığın karanlığına yıldızları sayar,ad verir, ahd vermez,sesiyle belli kemiklerin kafeslere pay edildiğini saymazdı işkence mertebesinden.tanıdık sesleri vardı çünkü onun. yüzünü neye döndüyse artık,onlar herşeyden hariç yalnızca oydu.suyun bir adım önünde dargınlığı getirip sınır çizerken mevsim getirenler bahçelerin sadece ondan yanına hep gökkuşağından renklerle çiçekler eklediler.artık,yere batan ve günyüzüne çıkamayan bir tohum kalacak malesef adalet getirecek ödeşmeler.