Şahadet şerbeti içirmeden önce,
öleceğini biliyordum.
sanki azgın bir denizin homurdanan sesiyle,
söylemiştin gizli gizli kulağıma fısıldarcasına,
duymadım..
Duymak istemedim belki de..
Bitmek mi zor,
bitti demek mi sevilmediğini bildiğin bir yüreğe...
sahte ballı ekmek gibi dillerini,
her gönlüme sürüşünde,
vıcık vıcık bir acı sulanırdı içimde...
yeter diyememenin közlenmiş biber gibi acısı,
yakıyor ciğerimi,
asılsızlığına,
müsvette bir dostluğun derin acısına kaldırıyorum kadehimi...
ağzımda buruk bir tat,
nereye tüküreceğimi şaşırdığım yüzünü çevir bana,
ve harcadığın her gün için yaz üstüme bütün borcu,
öderim ben nasılsa.
nede olsa alıştım kahpeliğin veresiye defterine...
N