sanki çelikten bir kalbe
sabırla inen
küçük, kararlı yağmur damlaları gibi
sokuluyordu aşk.
hafife aldığın hayat,
en ağır yerinde zorluyordu
evsizleri bu kış yine.
bazıları kışın bembeyaz aşkını anlatırdı, fısıldardı yakınındakinin kulağına.
sen hepsinden uzak,
zıplayarak yürüdüğün ayaz sokaklarda
üşüyüp tekrar koşardın hoyratça.
oysa yağmur yağardı gözyaşlarının üzerine
uzaktaki bir adamın.
afilli sözler gibi gelirdi,
yağmur taneleri.
bir anda konuşan dudaklara alışık değildi kulakların.
çünkü hayat bir çocuk balonuydu elinde,
yüzün panayır yeriydi.
eğer keyfin yerindeyse
oysa kış gelirken
kalbi üşümekteydi uzaktaki adamın.
"şiirleri en güzel yalancılar söyler" diyordu biri
virgülü koymamıştı bilerek.
'güzel yalancılar
güzel şiirler
güzel söylerler
güzeller söyletirler', diye bilinirdi.
ö.Ö
H