H

Vuslat Hasreti

Hasret derlerdi bana,
Ben de gülüp geçerdim onlara.
Birde vuslat hasreti derlerdi bana,
Bende inanmaz, istihfafla gülüp geçerdim onlara.
İstemezdim sevmeyi.
Bilmek istemezdim ihaneti
Fakat oldu, sevdim bir kere.
Dinletemedim şu saf, müphem yüreğime.
Sevdim, hemde deliler gibi sevdim.
Nasıl ilerledi zaman, nasıl geçti vakit hiç bilmeden sevdim.
Yüreğim kolay avlanmıştı onun o tatlı mülayim gelen sözlerine.
Gözleri, o ela gözleri beni içinden çıkılamaz bir boşluğa doğru
Kolay sürüklemişti, kolay kanmıştı yüreğim o ela gözlere.
Kandırılmak neydi,
Bilmezdi benim bu saf yüreğim.
Bekletilmek neydi,
İnanmazdı benim bu saf yüreğim.
Şimdi anlamıştım vuslat hasretinin ne olduğunu.
Bir zamanlar gülüp geçtiğim,
Şimdi ise kahırlandığım,
Garip bir şeydi vuslat hasreti.
Kirlenmiş gibi hissediyordu yüreğim.
Neden böyle diye yakınıyordu bana halen saf olan yüreğim.
Bana göre halen saftı benim yüreğim ve sevdiği sürece öyle kalacaktı benim için.
Sevmek, safça bir tecrübe olmuştu.
Bilmediğim bir çok duygu,
Edinmediğim bir çok huy
Öğretmişti bana ve bu müphem yüreğime.
Oysa yüreğim sadece sevmişti.
Bilmezdi ihaneti, bilmezdi yalan dolanı.
Öğrenmiş aynı zamanda umudunu yitirmiş bir gül goncası gibi solmuş oldu
Bu saf, müphem yüreğim.
©harungül