A

Vuslatını Beklerken

Sabahın erken saatlerinde başlarım seni sevmeye.
Yüzümu yıkarken akan suya anlatırım senin güzelliğini.
Havlumla dertleşir dururum.
Ne kadar nasipsizler ki seni tanımıyorlar.
Sonra aynaya bakarak nasibime şükreder ve gardrobumda seninle tanışmış kıyafetlerimi giyerim onlar seni görüp yanında durmuşlardı bilirsin. Hani su buz mavisi gömleğim vardı demiştin ya;ne kadar yakışmış... İşte o an tüm buzlarım eridi maviliklere karıştı.
Seni sevmek, mühim bir vazife doğrusu. En ufak detayı atlamadan pekte gevezelik yapmadan sevmeli seni. Diş firçam, tarağım, tırnak makasım hepsi nizami olmalı beni sana hazırlarken.
Özledim, artık çıkmalıyım öyle ya yol uzun ama sen beni beklersin hep...
Yaklaştıkça sana doğru kalbimde binbir renkli kelebekler uçuşuyor. Çok özledim...
İşte geldim yanına en sevdiğim yerdir senin yanın bilirsin. Çok bekletmedim değil mi sevdiğim?
Bak taşının oraya koyduğum suyu da bitirmiş kuşlar. Sen seversin kuşlara su vermesini. Nasıl özledim seni bir bilsen...
Gece biraz serindi üşümedinya, pek sevmezssin soğuğu bilirim. Hafif bir rüzgar esse bana sokulurdun hemen. Ne güzel bir histi senin bana yaklaşman. Allah'ım derdim biraz daha esse şu rüzgar...
Gün sayıyorum sevdiğim, bir rüzgarla geleceğim sana. Bu çiçeklenmis toprağının altına usulca girip ben geldim diyeceğim.
Beni her gördüğünde gözlerinde oluşan o parıltını çok ama çok özledim...
Biraz daha bekle sevdiğim...
©afırat