Sen buyurmasaydın, ben duyuramazdım.
Kuruyan ruhumun suyu namazdır.
Kabir; ya başka bir âlemin kapısı,
Ya da dehşetli, dipsiz bir kuyunun ağzı.
Ve her beşerin mutlak güzergâhı.
Sînesinde barındım bu güzel dergâhın.
Kalbimin eleğinde süzerken kahır.
Bu halimi günahlarda yüzenler tanır.
İlerliyorken kabre doğru koşar adım.
Dünyaya takıldı ayaklarım, bocaladım!
Sanki bir hakkım varmış gibi şekvâ ettim.
Susturamadım, içimdeki o canavarı.
Dünya birgün dediğinde bize; haydi dışarı!
O gün kim bilir korkumdan nereye koşarım?
Şaşarım Ya Rab, şu ahvâlime şaşarım!
Bunca sene senden uzak nasıl yaşadım?
Hem madem son bulacak ömrüm, bâki değil!
Günahların pisliğinden temizle âkideyi.
Zaman değişmiş deme, ölüm değişmiş değil!
Allah'a koş kardeşim ayağını sabitleyip.
İlerle bu yolda kemâl-i emniyetle.
Helâl daire dışında ömrünü zâyi etme.
Dikkat et, nefsin sana düşman vaziyette.
Vazifen ölmeden Rabbini razı etmek.
Her günahın içinde küfre giden bir yol var.
Allah’a sığın ki şeytanla bir olma!
Namaz kurtuluş kapısı, düşünme kuzucummm beninmmm gir odan!
Çünkü aradığın mutluluk bir onda.
Biletini al cennete beş ayrı surette.
Davete icâbet et, sakın kusur etme!
Nefsinin istekleri olsa da yüksekte;
Bağır ona; "Ya ölümle bugün görüşürsek?" de.
©eddai
ᵉ