çocukluk arkadaşını sevmiş de evlenmiş.
gözünün önünde büyümüş serpilmiş dediler.
ne gözlerini sevdi, ne de ellerini, yalan!
işin aslı şöyle ki: çocukluğuyla evlenmiş.
eskinin içinde çırpınan tek o değil aslında
bu fikir yıllar önce benim aklıma gelmişti.
zamanın içinde yanmamıştım, pek cahildim
onu sevmedi, yalan! çocukluğuyla evlenmiş.
benim şarkılarım çalınmamış
yazdığım sabırlar okunmamış
büyüdüğümle kalmışım
ne demeli zamana bilmem
elinde esir olmuşum
o özgürlüğü sevmiş
bana ait olanı unutup
pes etmiş en sonunda
-zamana ve gerçeğe-
elinde kalbiyle, mahçup
çocukluğuyla evlenmiş.
K