E

YARAMAYAN SEVGİLİYE MEKTUP

Merhaba fulya beyazı, yosun kokusu...
Gecelerimi aydınlatan
ışık hüzmesi merhaba.
Bütün gece gözümü aldı durdu...
Senden düşmüş olsa gerek
bu yıldız kırıntısı.
Senden kalan her şey burada, kaburgamın altında.
Baştan başa senden mürekkep bir dünya döner başımda.
Bir sen eksiksin,
bu gecede
sana dair
altın sarısı düşler eken yıldızlar arasında.
Bir sen eksiktin!
Ağaç dallarına baharı nakşeden güneş yansımalarında.
Bir sen eksiktin!
yarama tuzunu basan
bu uçsuz bucaksız maviliklerde...
Şimdi sen
yeni doğan bu günün sıcaklığıyla gelsen.
Gelip uzansan
yüreğimin kızıl çayırlarına.
Sevdayla tanışsa çocukları ömrümün.
Aşka yürüse, sevgiye kasvetle mühürlü yürükler
ve gülücüğünden
yeni bir renk eklense gökkuşağına.
Mayıs yaza açtı perdelerini.
Pencere önünde karanfiller çiğlendi.
Depreşti görmelerim.
Bir o kadar da yanlızlığım çoğaldı
sen gittin gideli
Merhaba fulya beyazı merhaba!
Ne güzelsin yazılamayan her sözde.
Kurulmayan her cümlede
ne de anlamlı duruyorsun.
Her güzel sözü ne de çabuk eskitiyorsun.
Nasıl da sıyrılıp çıkıyorsun her güzelliğin üstüne.
Aynalara ve şiirlere ne de çok yakışıyor o tatlı güzel yüzün.
Nasıl da saklanıyor her çiçek saçlarının gölgesinde.
Yine de içine alırcasına nasıl da
davetkar çiçekler her rengine.
Her haline nasıl da muhtaç sevda serüvencileri…
Ne yazık ki
Eskiyor aşklar sevdalarla yoğrulmadıkça.
Çoraklaşıyor bahar gözlerine bakmadıkça.
Soluyor mavilikleri dünyanın.
Sen bana böyle alıngan,
sen benden böyle kopuk,
sen bana böyle küs durduça
©eminbarut