Gözlerle konuşup, Kalbe dokunarak başlayan hisler hapsettim gönül otağıma...
ne okyanuslarda, yelkensiz kürek çektiğim umutlarımı bıraktım kıyılara...
ne de kalbimdeki kırgınlıkları Saldım...
Belkide rüzgardın estikçe Dallarımı kıran,
Belki, bir kordun külüydüm ben savrulan...
Kurşun geçirmez hayallerimi, delip geçendin.
Yine dönüp dolaşıp hislerimden
vurandın.
Bitiremediğim zamanın, Unutamadığım acılarımın,
Yırtıp atamadığım, anıların başrolü
geçemediğim yasaklım.
Hangi kış üşütür artık gecikmiş hayalleri?
Hangi çöl sıcağı, yakar,kavurur, umutları?
Bir bakışın yeter, her birini tarumar etmeye...
Bir kefen, bir tabut, yeter kaldırır gömerim kara toprağa...
Yarınlar uzak değil!
Umut kapısı aralandı bak...
Bir melek girdi içeri
Şimdi umutsuz hayallere, sonsuz Sevda gerek
Yarınsız baharlara mavi kelebekler...
Her tomurcukta bir arı,
Her sokakta bahar kokulu sabahlar...
Kırgın yüreklere yazılmış güzel Umutlar
Kalpten kalbe geçenleri yazdıran bir damla hüzün,
Hüznü yakan hisler, mutluluk ile karışık akan yaşlar,
Özlem'le dolup taşan mısralar
Kader deyip susanlar,
Susarak içine ağlayanlar
Yani yani, bir parça mutluluk arayanlar.
Siyah bir gecede yıldızları takıp saçlarına, umudun alnından öptüğün gece,esir olan tüm karanlıklara bir ışık yanacak, sanma ki güneş kaybolacak her bir güne yeniden Şafak doğacak.
Zincire vurulmuş duyguları, Üzerine kapanan kapıları, Söylememiş sözlerin ve Lal olmuş dilin, susturulduğu bir anda
Sararmış gazelleri toplayıp Öğreteceğim anılara, bir kibrit çakıp küllerini basacağım Deşilmiş yaralara...
©dyguseli
❀