Yaşamımın ilerlediğini idrak ettikçe duygusallaşıyorum galiba.
Yaş almak değilde, yaşadığım ömrün hakkını verememek biraz ürkütüyor beni.
Kıymetli bir sermayenin değerini bilmeden çarçur etmiş olmanın hüznü çöküyor.
Bazı vakitler ah edip “şu yaşımda olsaydım, şu vakte geri dönseydim neler neler yapardım” diyor, fakat elimde olan sermayenin dahi kıymetini bilmemekle mâlum oluyorum.
Aslında aslımı bilsem Allahım, bir idrak etsem, bilsem ki ben yokken, hiçken beni sevdin ve yokluk arsasından vucüda getirdin. Bana akleden bir kalp, yükselmeye memur olan bir ruh üfledin. Beni yerdeki böcekten, solup gidecek bir çiçekten ayırdın ve eşrefi mahlukat kıldın, her şeyden ama her şeyden önemlisi de kendi sıfatlarının bir numunesinden ikram ettin ve halifemsin dedin.
Ah Rabbim bunca ikramına nankörlük eden bir kul olmaktan sana sığınıyorum.
Geçen günlerimden dolayı özür diliyor yeniden ikram ettiğin şu günlerim için senden senin yolun, senin davan için güç ve kudret diliyorum.
Ömrümü yoluna hadim eyle, varlığımı senin adınla imtizaç eyle. Giderken şu sürgünü dünyadan izine izimi nakş eyle.
Biliyorum ve şükrediyorum Allah’ım acziyetimle ve hatalarımla, küçüklüğüme rağmen büyüklenmelerimle, eksikliğime rağmen tasladığım tamlığımla, sevabını bırakıp işlediğim onca günahlarımla beni kabul ettiğin, her daim kulum dediğin ve her daim sevdiğin için şükrediyorum Allah’ım…
Ve itiraf ediyorum dünde acizdim, bugünde. Şimdi ise senin vekaletine ve senin veleyatine sığınıyorum.
Seçip, sevdiğin için hamdediyor, rızanı kazanmak için gayret edecek bir kul olmaya niyet ediyorum.
Beceremiyorum ama ben seni çok seviyorum, çok sevmek istiyorum Allah’ım.
©hamuşan
H