İzdırap dolu rüyadır bu hayat,
Doğmuşuz ölmek üzere değil mi?
Neşe, huzurlu geçerse birkaç saat,
Gam ve keder kovalar sevinçlerimizi.
Her an mutluluğu ararız bin meşakkatle,
Biraz huzur ve saadete erebilmek için.
Her kahrı çekeriz bu gamlı sineye,
Sevgiyle mutluluk denizine yelken açmak,
Ölüm denizinin dibinde hasretle beklemek için.
Sevdalarımız için gayret ederiz bin meşakkatle,
Sevgiler karşılıksız, hep yarım sevdayla yanar gönlümüz,
Gönüldeki aşkımız da nedense yarım kalır,
Yarım kalan yarımızla sevdaya yaranamadık.
Biz mi, sevmesini bilemedik ya da
Sevdiklerimiz mi sevdamızın kıymetini bilmedi?
Artık aşka olan inancımız da darbe üstüne darbe yedi.
Bilmiyorum, bir fani aşk için bu kadar çaba, gayret ve meşakkat
Değer miydi? Dünya yaşamı, gönlümüzü enkaz üstüne enkaz bırakır.
Biz ise hep seyrederiz bu dünyayı,
Ararız ama bulamayız mutlu bir hayatı.
Mutluluk sanki bir sır icadı olmuş,
Nasıl yaşanır, bilinmez mi mutlulukla?
Hakkın koyduğu sırın hali,
Kulun aklıyla olmuyor işte, besbelli.
Herkesin binbir türlü derdi var,
Ama kimse mutlu yaşamın sırrını bulamıyor.
Sanki son bir nefesle kara toprağa düşünce,
Bütün dertlerin dermanı olacak gibi.
©hasanbey.
H