G

Yaşlanan Yıllar

Ömrü yaşlanan yılların, kulağıma fısıldadığı ahlar,
Yüreğimi ne kadar zifiri karanlığa boyasa da, iyi niyetleri paklar.
Sanki bütün kirlilikler artık bir elveda notuyla uğurlanmış,
Çektiğim hasretin kabusları, sensizliği tattığım uykudanmış.
Saçlarım misal kar taneleri döküldüğünde ellerime,
Güneşe özlemini yanına alıp göç ediyor diyarlarımdan hislerim,
Ne kadar pranga vurulsa da duyulmasın diye ses tellerime.
Yine de duvarlarımı sükûnete alıştırır, karanlıkla süslerim.
Beraber yaşlandığımız anıların, şimdi yarın için bir adıma hevesi yok,
Mazi de kalanların ise değersiz olduğu canımı yakıyor çok.
Tüm umutsuzlukları yırtsam da, nakış için hazırdır badireler.
Ömrü henüz on altım da sonlamışım, duyan diyor "daha neler?"
Dilimden çıkanlar galiba yabancı diyarlardan gelen misafir,
Onlar beni duyana kadar çok geç, çünkü zamanım ahir.
Bu yorgunluğumun ve bitkinliğimin onlarca sebebi varken,
Anlatsam ne fayda? insanların gönül gözü âmâ iken.
Zaman, hazanı umursamayarak geçti gitti, yerde kurudu yapraklar,
Ve sadece benim göz çeşmelerimle tebessüm verir oldu topraklar.
Mevsimimin ağaçları manzaralara kör, güzergâha küskün,
Ayna da yansıyan aslım kahkaha şölenin de, diğer yanım üzgün.
©ggurkann