______________________________
"Yerini yitiren, yeniden yerleşemez.."
Dermiş büyüklerimiz..
Bu yüzdendir sevda yolunda
Tüketerek bitişlerimiz..
Bir tutam saç bağından asarmış
Dilek ağacına gittiklerimiz..
Bundandır sırattan ince tellerden
Alaşağı düşüşlerimiz...
"Bir kavuşmak kırk hasreti vururmuş,
Kırılırmış kırk yerinden kemiklerimiz.
Belkide ondandır kahve kokulu
dünlerden yudum yudum içişlerimiz..
Hep bir ağızdan melodiler dolmuş
Bıçak sırtında kanlı anılarımıza,
Torbamızda paslı hüzünlerimiz..
Ruhumuz veda hutbesini ağırlamış
Kastedmişler bahtiyar canımıza,
Bu sebepten birleşemez gönüllerimiz..
Kabullenmeyeciğimiz ayrılık çanları,
Empoze edilmiş kulaklarımıza.
Huzur sesine hasret kalmış günlerimiz.
Biz seninle buz ile ateşin resmiyiz...
Kurağa müebbet tutsak tenlerimiz..
Oysa sana anlatacak o kadar
Çok şeyim vardı ki,
Sadece susup yutkunmakla yetindim.
Bitmiş gibi değilde bitirilmiş,
Yitirilmiş gibi eksiktim..
Keşke diyorum keşke;
Gölgen rehberim olsaydı,
Kırk gün kırk gece dursaydı yanımda..
Keşke diyorum keşke;
Senin adın gök yüzü olsaydı,
Dört mevsim demlenseydim ruhunda..
Ne diyordu büyüklerimiz,
Yerimizi yitirdik maalesef;
Uğramaz sokağımıza,
Lavanta kokulu dünlerimiz..
Belkide kırk yılın hatrına geçiyor
Acılar içinde günlerimiz..
Biz seninle küçükken,
kibrit çöplerini ağzımıza alıp
Kıvılcımını söndürdük sanırdık,
Ama bilemedik yuttuğumuz
Çöplerle koca bir sevda dağıttık
Yetmezmiş gibi kandık yandık..
Buz Ateşin harında söndü
Azizliğini kaybetti hiçe döndü..
Ateş buzun dokunmasıyla söndü
Küllerin bıraktığı enkaza döndü..
Ben yinede kırk özlemin hatrına,
Kırk haramilerin kırk adına,
Kırk ayrılık yazan kalemin inadına,
Kırk bir kere sen deyip,
Kırk kere anılarımdan öpeceğim..
______________________________
Saygılar...
©sualistt
S