H

Yılmaz

Sıladan ayrı siverekten sürgün edildim. Adana'ya merhabalar olsun, İstanbul'a selam dedim.
İrfan Atasoyla tanıştım İzzet Altınmeşeyle bir çay içtik.
Hürriyet mahallesinde memleket sevdalısıyla,
Bir dostluğumuz vardı, o güzel insan İzzet Beyle
İkimizde sıladan ayrı memleket sevdalısı, memlekete hasrettik.
Can canı bulur ikimiz de gurbetteydik.
Dünya hayatı işte böyle gelip geçen günlerdi.
Beş kardeşi tarak yapar, gençlik saçlarımızı öyle tarar.
Sırtımızı bir Allah'a dayardık,
İnsanlar zalim ve güvensiz kendi başımızın çaresine baktık.
Hayatın düzensiz feleğin çarkında dönme dolap gibi,
Dünyanın dört bir tarafından esen lotoslardan hep savruldum.
Ama pes etmedim yaşamak için hep bir mücadelem vardı.
Memleket diyarında sıla hasreti çeken bendim.
Hiçbir zaman kimsenin sırtında bir yük olmadım.
Kendi çabalarımla bu günlere geldim.
Kendi aşımı ekmeğimi kazandım,
Kimseye muhtaç olmadan aşımı kendim pişirip kendim yedim.
Kimseye buruk etmem herbir işimi kendim görür buyruk yapmam.
Ama kazancımın herbir lokmasını gurbetçi kardeşlerimle paylaşmasını bildim.
Dertli insan her zaman dertlinin derdini anlar, paylaşmasını bilir.
Bazen zamansız rüzgarlar eser seni bir yaprak gibi oradan oraya savurur.
Hayatını alt üst eder.
Dünya hayatı işte böyle hiçbir şey umduğun gibi gitmez.
Nasibin nerelere düşmüşse sen nasibinin
peşinde gidersin,
Ta ki son nefesi sen verene kadar.
©doğukan01