D

Yokluğun...

Yokluğun boğazıma düğümleniyor.
İsmine benzer isimler duyuyorum,
Gözlerim doluyor.
İsmini hatırlıyorum,
Gözlerimden yaşlar süzülüyor.
Yokluğun göz pınarlarımı ağrıtıyor.
Ağlamak istiyorum,
Hıçkırmak bile değil,
Yaşlar süzülsün ki
Ağrımasın gözlerim,
İsmini duyduğumda.
Yokluğun kalbimi buruyor,
Kafam kazan gibi,
Beynim durgun,
Şakaklarımda bir ağrı var,
Hatırlamamayı zorlamamdan olsa gerek,
Ansızın tek başıma yastığıma sarılmışım,
Sımsıkı sarılmışım...
Yokluğun bana masal anlatır.
Seni,
Eski güzel eğlenceli günlerimizi.
Gözlerim doluyor yine...
Yine yoksun,
Yine gözlerimden yaşlar süzülürken,
Yine dişlerimi sıkıyorum,
Yine yutkunamıyorum...
Yokluğun çok ağırmış,
Taşıyamadım...
Yazıyorum şiirime mezar taşındaki haneleri...
Yolu bulamıyorum,
Çok özledim,
Ulaşamıyorum...
Yokluğunda dönmeni bekledim.
Her gün "Acaba bugün geri gelir mi?" dedim.
Sen benden hiç gitmezdin,
2 ay oldu saydım,
Dakikaları, saatleri, günleri...
Neredesin?
Yokluğunda çok kişi ile konuştum.
Çok kişi ile tanıştım.
Çok kişi beni sevdiğini söyledi.
Birkaç evlenme teklifi aldım, sen yoktun...
Kabul edemedim.
Sevemeyeceğimi söyledim.
Tanıştıklarımın çoğuyla tekrar konuşmadım.
Konuştuklarımın çoğunu da unuttum.
Seni neden unutamadım böyle?
Yokluğun bana her gün yeni bir söz veriyor.
"Bugün unutacaksın." diyor, nafile.
Niye bilmiyorum, vazgeçemiyorum işte.
Keşke bilsem sebebini,
Keşke ağlamasam artık,
Seven bırakır gider miydi böyle?
Hiç özlemez miydi?
Hiç takip etmez miydi peşinden?
Hiç merak etmez miydi?
Yokluğunda fark ettim.
Şiirlerimde adını hiç kullanmamışım, önceden...
Şimdi gün gelip adını sayıklıyorum,
şiire döküyorum her şeyi...
Ben seni çok sevdim,
Kalbim başkasını sevmiyor.
Çok denedim, yapamadım.
Ben seni çok özledim.
Çok özledim, Fırat...
duygular...🌹
©drcroft