Dallarda yosunum o kadar karışık ki, onu terk etmek zorunda kaldılar, rüzgarlar
Fatihi boynundan kopmuş, kafasından kesilmiş siyah sakal
Onun gidişi, rüzgarlarla eşdeğer
Uzaklaşabilmesi için herşeyi yıkar, geçer
Onun şehvetini kovalarken yakalandığım hastalık, onu istemek için değilse;
Eğer o yosun bakışlı kadının hızlı zekası için değilse, yaşamak niye..?
Bu ispanyol yosunu dallarına mahkum olduğu gibi - gri sömürge,
Ne zaman aklıma asılsa bir yosun kurgusu- hep yoksun.
Ama şimdi yüzyılımda, her damar bir bütün olabilir - aklımın asılı kurgusu bu.
Aklım bir kurgu üzerinde: bir ağaçtır sallanan
Gotik bağlantılarından hafifçe budanan.
Daha sert hale gelir...sadece dallar değil
Benim fikrim bir Medusa görünümünde...
Bu adam, sanırım kendi içinde bir şey beslemek ister
Beslemeye değmeyen, üzerinde bir dünya kurgulu -
Bu ne şimdi?
Zihnim her zaman uzanmak, açlıkla bakmak ister
Her zaman kendi modernliğini mundar ederek.
Sanki her düşünce bedbaht olmaktan çok öte
Şu an karanlığa hoş geliyor, bir açıyla bağrımı delerek, hayal etmemi sağlıyor.
Kafamda böyle antika şiddetler inşa ediyorum
Bir diken gibi bu yosunu...
Uzun zamandır büyüyor içimde, ve hiçbir şey yapamaz haldeyim.
Takıldım ve büyülendim zihnimde
Görmedim kendi güzel kusurumu...
Şimdi başka bir versiyonda canım ölüyor
Saçlarını örüyorum dalların arasından
Yoksunluğun yosun bakışları altında....
©mustafaks
M