Ne şiirler, gazeller, kasîdeler okundu;
Yüreklere sadece senin sözün dokundu.
Ne masallar, romanlar, hikâyeler yazıldı;
Her yerde, nakış nakış, seninkiler basıldı.
Ne şarkılar, türküler, ilâhiler söylendi;
Her yerde, kâinatça, seninkiler söylendi.
Ne resimler, tablolar, minyatürler yapıldı;
Her şey, senin sevginin âhengine kapıldı.
Ne kanunlar, kurallar, örf ve âdet konuldu;
Tüm yaralar yalnızca seninkiyle onuldu.
Ne saygılar, sevgiler, hoş duygular yeşerdi;
Gönüller senin sevgin hürmetiyle yeşerdi.
Ne altınlar, elmaslar, zümrütler hebâ oldu;
Kömür kalpler sadece seninle ihyâ oldu.
Ne hayvanlar, bitkiler, yaratıklar geçtiler.
Hepsi, yalnız sendeki âb-ı aşkı içtiler.
Ne saraylar, villalar, rezidanslar dikildi;
Hepsi, sana saygıdan, kovuğuna çekildi.
Ne zindanlar, hücreler, demir pençeler vardı,
Her biri, gül bahçenin ufuklarına vardı.
Ne lâleler, sümbüller, papatyalar yolundu;
Bilir miydi, kurtuluş yolu senin yolundu.
Ne hayâller, hayatlar, rüyalar zehirlendi;
Hepsi, yalnız âb-ı aşk eliyle sihirlendi.
Ne yokuşlar, yamaçlar, sarp tepelere çıktık;
Düz yerlere sadece senin yolunla çıktık.
Ne varlıkmış, ne yokluk, bilmiyoruz ne olduk;
Efendim, biz insansak, senin sâyende olduk...
©lahuting
V