Sahil kenarında banklarda oturan insanlarının ne hayal etdiklerini düşünerek yürüyorum at kestaneli yollarda iki parmağımın arasından yanan siğaram olup bitenlerden bir bi haber parmaklarımın arasından dumanı ile süzülüyordu yaprakların arasına o an candan içeri bir can daha olduğunu bir kez daha benimsiyordum sahi insan kaç can taşır yumruk kadar yüreğinde kaçını sığdıla bilir kaçını kapı dışarı bıraka bilir. Kaç düşü unutup yenisi ile değiştirebilir. Kaç sevda sığar bir yüreğe kaçını öldürdüp kaçına yeni bir can verir. Boş bir bank ilişiyor gözüme hepmen yerleşiyorum deniz de eşsiz bir mehtap hangisi daha güzel gökdeki ay mı yoksa denizdeki ayın aksimi yoksa dalından yere düşen at kestanelerimi yoksa şuan birşey atmamak isterçesine aralıklı öten kuşların sesimi. Yada Bu saate sokakları temizlemek için ağır ve günün yorğunlu ile birlikte sağladığı süpürgesini melodiksesimi temiz kaldırımlarda yürüren insanlardan farklı olmak gerek yada farklı olduğum farkına olduğum içindir bütün bu ahenk. bu sırada evden aranıyorum miskin bir kedi gibi kalkıyorum oturduğum banktan artık eve dönme saatiidi cöpüden devaldığım melodiyi ben söylüyordum dudaklarımı büküm içimden çıkan hava boşluğu ile sanırım büyülü olan atkesstanelrin güzeliğidi eşikden attığım adımım ile geride bıraktığım.
©ufukbeşli
U