G

YORGUNUM

Yorgunum, yorgunluğum ebedi sanki.
Dinlenecek bir gönül yok mudur yarab.
Urgan mı gerekir paslı gönlüme cenneti görmek için.
Nice dervişler yalan mı söyledi ?
Ölmeli miyim kirli düşlerimi paklamak için.
Rüzgarlar süpürsün şerefsizlerin sözlerini.
Ben yorgunum, bitabım sarılmak için.
Nefret haykırıyor martıların sesleri.
Yapabilseler yüzüme tükürür menekşeler.
Yapabilse ellerim liğme liğme ederim etlerimi.
Bin parçaya böler de kendimi dünyanın yedi kıtasına pay ederim.
Süslü cümleler kuramam affedin beni.
Devrik cümleler benim olsun isterim.
Uzaklara atın beni, kaf dağının ardına mesela.
Anka kuşuyla aynı kadere bağlayın beni.
Yanarak, can çekişecek öleyim milyonlarca.
Ruhumdaki sızı azalır böylece belki.
Sansasyonel bir haber niteliği taşımadım hiç.
Önemli bir yer edinmeyeceğim dünyada.
Varlığımın bir anlamı olmamalı kanımca.
Sevilmemeli, özlenmemeliyim.
Yorgunum ben,
Ruhum savaşlarda esir edilmiş avare bir deli.
Gönlüm virane olmuş dar sokak aralarında.
Gözlerim kim bilir kaç kıyamet görmüş.
Yara bere içinde kalmışım.
Yıllarca büyüttüğüm menekşelerim solmuş.
Koca romanlara konu olmuş yalnızlığım.
Çocuklar bahçelerimden akasyalar yolmuş.
Velhasıl yüreğim yıkılmaya yüz tutmuş.
Kim bilir çocukluğum hangi hüzne savrulmuş?
Hangi aşklar yüzünden az kalmışım kendimde?
Kaç leylim gece ağlamışım sessizce?
Kaç hazan yalnız üşümüşüm tenha harabelerde?
Beni yorgunluğumdan tanıyın artık.
Ne için, neden, kime ?
Son kez yaşamak istiyorum sonbaharımı.
Sarı yapraklar hediye edin bana,
Onlar gibi ölmek istiyorum, sessiz ve kimsesizce.
©bilaloruç