M

YÜREKLE EL ELE Umutları vardı. Denizden ibaret, huzurdan niyetli, maviden…

YÜREKLE EL ELE
Umutları vardı. Denizden ibaret, huzurdan niyetli, maviden giydirilmiş umutları vardı. Onu meydana getiren, insanlığını oluşturan, kişiliğini tanımlayan, dünyasını betimleyen bu yegâne umutlardı.
Etrafı kalabalıkken de mutluydu, çevresinde kimsecikler yokken de. Karamsarlığa kendini teslim etmezdi. Bunalım içerisinde kalmaya arzusu olmazdı. O içine bakan, o içiyle barışık bir insandı. O, içte dile geleni dışa aktaran elçiydi. O, içini kemirenleri gün yüzü görsün diye güneşle buluşturan aracıydı. İnsanlara göre giden, insanlara göre şekillenen bir yaşamı olmazdı ama.
O, nefes alıp verirken her hâlini yansıtan yüreğini dinlerdi. Yüreğinin sesinde yol alırdı. Yüreğine baka baka hayatı yorumlardı. Yüreğiyle el ele verir düşlerinin peşine düşerdi. Yüreğiyle yan yana durur hayatın güzelliklerini tatmaya çalışırdı. Yüreğine haksızlık, yüreğine kötülük, yüreğine ihanet etmezdi. Sevecenliğini ve iyi yanlarını en çok biricik gördüğü yüreğine gösterirdi.
İçindeki güzellikleri, içinde cereyan eden apak duyguları hemen paylaşırdı. Kötümserliğe mahal vermezdi. Kırmak nedir, baş ağrıtmak nedir bilmezdi. Yalan konuşmak, iftira atmak gibi menfi durumları yoktu. Kötülükten beslenmeyi bilmezdi. Bildiği iyi olmak ve bu doğrultuda iyilikle yoluna devam etmekti.
✓Meselci
©meselci