V

Yüzyıllık Sefalet (Kısacık Bir Öykü)

Hangi insana baksa, bir çıkmaz sokağa yürüyormuş gibi hissediyordu kendini. Geçtiği caddeler bazı geceleri kadar anlamsızdı. Dükkanlardan gelen müzik sesleri onun için hiçbir şey ifade etmiyordu artık. Sabahın köründe koskoca şehrin yalnızlığını çekiyor gibiydi.
Bakkalın, evine uzak olması bir hayli canını sıkmaya başlamıştı. Geceyi uyumadan geçiren biri için epeyce uzak bir yoldu. Altı üstü bir paket sigara alacaktı. Keşke yalnızlığı gibi sigarası da hiç bitmeseydi. Her şey bitiyordu, ama yalnızlığı asırlardır yanında dolaşan bir gölge gibiydi, sonu gelmiyordu.
Evine ulaştığında yaptığı ilk şey pencereleri açmak oldu. Evi biraz havasız kalmıştı. Kendisi neyse de kedisi Tarçın'a yazıktı. Tarçın'ın mama kabını doldurdu ve kediye seslendi. Birkaç dakika Tarçın'ın mama yemesini seyretti ve bilmem kaçıncı kez aynı cümleyi kurdu, " Beni sakın bırakma Tarçın, tamam mı ? "
Ev telefonuna gelen sesli mesajları tek tek kontrol etti. İşe yarar hiçbir şeyin olmamasına artık şaşırmıyordu. Yüzyıllık yalnızlığının bozulmasını hiç istemiyordu. Alışmıştı bu mantıksız hayata. İntihar etmek için fazlasıyla yorgun olduğundan, bu sefil yaşamını kabullenmişti çoktan.
Son zamanlarda, evinin dar koridorunda volta atmak en büyük hobileri arasındaydı. Bir şeyi, bir kişiyi beklercesine bir aşağı bir yukarı yürüyordu. Ne acayip beklediklerinin hiç gelmemesi ve hiç beklemediklerinin renkli boncuklar gibi karşısına dizilmesi.
Tabiatta her şey birbiri için yaratılmıştı, bunu biliyordu. Mesela ay kendisi için ışımaz, ağaçlar kendisi için meyve vermezdi ; güneş her gün kendisi için doğmaz, yağmur kendisi için yağmazdı. Anlam veremediği şey de buydu aslında; tabiatta her şey birbiri için yaratılmışken, insanlar neden bu kadar bencildi ? O, hayatında biri olduğu zaman gerçek anlamda o olacaktı. Kimsesiz biri kendisi olamaz, biliyordu.
Bazen oturup saatlerce düşündüğü oluyordu. Yine gözlerini bir yere çivilemişti ki kedisi Tarçnın'ı dizinde hissetti. Aynı cümleyi tekrar kurdu, "Beni sakın bırakma Tarçın, tamam mı?" .