Dost dediklerimiz vurmuşlar arkamızdan,
Meğerse neymiş be dost dedikleri arkadaş.
Yıllarımızı vermişiz onlara,
Ne elde etmişiz koca sıfırdan başka.
Güruh etmişiz vaktimizi,
Dost dediğimiz onlarcasıyla.
Berhava olmuş sözler,
Yıkanmış gözler,
Yıkılmış hayaller,
Unutturulmuş duygular,
Geçirilmiş vakitler
Dost sandıklarımızla beraber.
Koca bir ömür heba olmuş,
Boğulmuşuz ardı gelmez sözlere
Para kalmayınca unutulmuşuz gitmişiz sadece.
Gaflete boğulmuşuz,
Yüreğimizde kaybetmişiz zahiri dostu,
İtimad etmişiz, ihtimam göstermiş
Sahte göz boyayıcı mahluku.
Gözümüz açılınca, yüreğimize ihtiyaç duyunca,
Anlamışız zahiri dostun Hakk olduğunu.
Arkadaş! En büyük dost yüreğinde dururken,
Sen ne ararsın halen çiğ süt emmiş insan oğlunu.
Gel bırak seni anlamayan ve anlamayacak olan ölümlü mahluku,
Bırak hiçbir zaman bulamayacağın asıl hasleti bulma umudunu.
Bütün gücünle sarıl sadece,
Yüreğindeki asıl saadet sahibi Hakka
İste o zaman ne mutludurki sana;
Tüyleri ürperten,
Yüreği titreten,
Kalbi ferahlatan,
Ruhu saadede erdiren
Ve göz yaşlarını dindiren
Seni tek anlayan ve anlayacak olan,
Asıl saadet sahibi hakkın yoldaşı,
Bu dünyadaki savunucusu,
Uhrevi alemdeki yolcusu
Ve aradığın dostun sonsuz karşılayıcısı
Yücelerin yücesi Hakkı tanımış olacaksın
Ve tanıdıktan sonra zahiri dostun manasını bütün yüreğinle anlayacaksın Arkadaş!
©harungul
H