Zaman eriyip gidiyor avuçlarımda
Güneş bir doğup bir batıyor
Mevsimler gelip geçiyor
Bu dünya telaşlarının arasında savrulup gidiyorum
Önünü alamıyorum.
Zaman eriyip gidiyor avuçlarımda
Günler, aylar, yıllar geçiyor
Sırtımdaki yük her geçen gün biraz daha artıyor
biraz daha karanlığa savruluyorum
İçimde bir bilinmezlik ateşi yanıyor yanıyor
Önünü alamıyorum
Zaman eriyip gidiyor avuçlarımda
Önümde sonu belli olmayan yollar var
Nereye çıktığını bilmeden dalıp gidiyorum
Ensemde ölümün soluk soluğa kalmış nefesi var
Meçhule giden bir yolda
Her şey anlamını yitirip gidiyor
Önünü alamıyorum
Zaman eriyip gidiyor avuçlarımda
Adına ömür denen ağaçtan bir yaprak gibi düşüp süzülüyorum
Bir hiçlik rüzgarıyla ordan oraya savruluyorum
İçimde bir bilinmezlik ateşi var yanıp kavruluyorum
Önünü alamıyorum
zaman eriyip gidiyor avuçlarımda
Amansız bir boşlukta yankılanıyor sesim
Bağırıyorum. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum
zaman akıp gidiyor avuçlarımdan
Tutamıyorum zamanı
Tutamıyorum zamanı
©sengülünce
A