E
Zaman ve yaşam...
Ölümünde sesi ve rengi olduğunu biliyorum. Doğada ölümün rengi kahverengi. Kuruluk ölümün şekli.. Avucuma alıp ezdiğimde bu yaprağın hışırtısı Ölümün Sesi.. Taze bir yaprak bu kaşıntıyı kurumadan yaşayamaz. Sanırım insan ilişkileri de böyle. Taze iken taraflar birbirine itinalı ve ihtimamlı ve de itidalli davranıyor. Hava su gibi muhabbet ve sevgisini sunarak ilişkiyi ömürle indirmeye çaba sarf ediyor Belki de yeryüzündeki en güzel şeydir çaba! Belki de çabuk yeryüzünü gündemde olduğu eksende tutan bir güç yumağı zaman.. zamanla sevgi ve muhabbet yıpranıyor belki mevsimler Sert geçtiğinden, belki koşullar yorucu olduğumdan, belki beklentiler fırtına gibi kasırga gibi varlıklar gösterdiğinden... ilişki bir yaprak gibi kurumaya başlıyor... kavgalar, iç acıtma istekleri, intikam alma,koz kullanma vs... zarif olmayan bir şey yapraktaki hışırtı gibi ilişkinin sesi olduğuna inanıyorum. Mektupla başlayan ilişkiler mektupla... sözle başlayan ilişkiler sözle... bir olayla başlayan İlişkilerde bir başka olayla devam eder büyür olgunlaşır. Bu sürece zor olsun olmasın güzel şekilde açmış ilişkiler meyve veri. O güzelliği kavrayamamış ilişkiler ise biter ölür... son cümledeki; son resimdeki; son şarkıdaki tüm gönderiler ilişkinin ölüm sesidir. Rengini ise insanda aramak lazım. Sevince pespembe bir insan solunca; sapsar... sanki yaprak gibi... hele rüyalarındaki gibiyse yaşadıkları bir goncanın Kızılı kadar hareli ve kırmızı kadar ihtiraslı...