Rüzgar, yanağını usulca yere bırakır
Toprak, koşulsuz o soğuk nemi alır.
Kuru otlar ve ölü çırpılar, ağızlarını havaya doğru kaldırır
Kum ateşi sıcaklığı sadece çöllerde kalır.
Kulaklar müzik ile doldurulur
Ve müzik ile dudak arasındaki mesafeyi uzun bir sessizlik alır
Ve sessizlik, doğal olarak her insanın sesini değiştirir.
Bu bir uçak, bir araba, bir kaz sesi değil
Aslında hiç uzak değil, öyle yalvaran bir çığlığı duymak.
Modernizm, bir intihar şekli, bir cehennem, bir ölüm silahı değildir.
Beyinlerin ölümü kalplerden önce gerçekleşir
Toprak, burada, masumiyet amblemlerini yükseltir,
Mücadele eden kardelenlere yön verir
Kolayca hayata tutunmasına olanak sağlar
Sonra bir güneş, tepeden umutla yükselen bir güneş
Onların, bembeyaz kafalarını kire doğru çevirir
Ve sarı çimenler, küçük vahşi çiğdemler, tepelerde kırpılmış keçiler
Kısırlığa doğru yol alır
Sonra, doğaya umutsuzluk ekilir...
Şimdi sıkça söz etmeye ihtiyaç duyulan şey, ''organik'' tabir
Ve şimdi , mantarlar, sarı yumurtalar ve püren balları kargo şirketleri ile gelir.
Ah zamane!
Ne yazık ki böyle işler, zamane
Yaşamak! Yaşamak! çok doğal ve çok zor..
M