Bizler zamanın fırınında pişen ekmekleriz.
Mayamız tutmayınca tadımız tuzumuz kaçıyor.
Belli bir olgunlaşma süremiz var.
Saatimiz geldiğinde hayat bizim için başlıyor.
Bizler zamanın değirmeninde öğütülen buğdaylarız.
Bir gün yok olana kadar üstümüze yükler biniyor.
Bunları taşıyacak belli bir gücümüz var.
O raddeye ulaşınca her şey bitiyor.
Bizler zamanın çeşmesinde akan berrak sularız.
Gün gelip toprağa karışana kadar akıyoruz.
Bize yol gösteren derin çatlaklarımız var.
Bundan sebeptir ki hayat çizgimizi çiziyor.
Bizler zamanın rüzgârlarında savrulan yapraklarız.
Bir gün durulana kadar koşturuyoruz.
Bizlere kol kanat gerecek ağaçlara ihtiyacımız var.
Çünkü yaprakları bir tek ağaçlar anlıyor.
©ikrar
I