Ş

ZAY EYME GÖNÜL

ZÂY ETME GÖNÜL
Öz ocakta yanıp pişmeyen sözü
Sinenden dudağa dil etme gönül
Basiretten uzak kapalı gözü
Hakikate vurulan mil etme gönül
Ne işlersen hâlden ıramadan var
Kem söze gururla eyleme ısrar
Gönülden olmayan gönle ne yarar
Cahili yaşıyla zal etme gönül
Sözün sükûtunu gümüşe satma
Halden bilen özü başından atma
Gaflet yatağında uykuya yatma
Hâl’den düşüp sonra kâl etme gönül
Keremle karşıla özden geleni
Dost belleme her yüzüne güleni
Kemâlinle koru gönül kaleni
Her uzanan eli dal etme gönül
Başını eğdiğin zulme kul olma
Mazlumun gözünde düşük pul olma
Yalana yanlışa giden yol olma
Doğru yolu yaban el etme gönül
Söz yarası açma izi silinmez
Kul hakkıdır devlet versen alınmaz
İşitmez yüreğe kelâm sunulmaz
Hikmet-i kayaya bel etme gönül
Inci derindedir umman içinde
Ziğneti gizli tut sırrı derinde
Kendin olmadıkça ele güvenme
Düşersin pişmana gel etme gönül
Ziyâsı şavkına aldanma günün
Gün gelir karaya bürünür dünün
Dalına konsada şenli bülbülün
Dikeni saklayıp gül etme gönül
Engin ol enginlik tevazu yolu
Tatlı dil güleç yüz o dostun yâri
Polenine varsa bir kızıl arı
Çiçeğine bal koy zây etme gönül
Erdemin evlâsı nâmerde erlik
Yiğitlik kavgası nefise zorluk
Yaraşmaz canına kibirle horluk
Nefsi bu bayırda tay etme gönül
Varmak diler isen işin özüne
Murad ol kelam-ı kibar sözüne
Başını yaslada dostun dizine
Dermanı dertlere pay etme gönül
Murat çakıroğlu
©