A

Zehr-i sessizlik

Susuzluktan yana,
Yanan bir ağzın kenarındayız
Üşümek perdeler titreyişimizin utancını
Derisi güzel sürüngenlerin içinde
Kokuşmuş hayatlar gibi durur anılarımızın tacı.
Can devir daimde
Organlarının yerini ayak izine sularla işgalde.
Korku bir uzvum,
Ruhum üflenirken yalnız bana bahşedilen.
Ben zemheri görmüş tohumum
Ne vakit cesurluğumu giyinsem
Kar delen çiçekler gibi göğe bakıp yükselemem.
Denizin kapatamadığı taşlar elbet ezilir
Sığlığından derinliğine vararak boğularak göz seyreylenir.
Kıyamet vaktinde durur saatimin aklı delen okları
Binlerce yıl sürecek sakinliğimin dört nala kopan ayakları.
Ve her salgılandığında zehri-sessizliğin
Ölüler şehrine varan yolun sonunda
Ben yine o cennetin özüyle bezeneceğim.
aliyeşil