H

Zend-Rûd Köprüsü Üzerinde

Alparslan'ın oğlu Melikşah, tahtında oturan,
Güçlü ve kudretli, bir hükümdar sultan.
Ama bir gün Zend-Rûd köprüsünde,
Yaşlı bir kadınla karşılaştı, dertli ve bedbaht.
Gözyaşları akar, sesi titrerken,
Anlattı Melikşah'a, zulmü ve kederini.
"Ey sultanım," dedi, "hakkımı koru,
Yoksa sırat köprüsünde de seni beklerim."
Melikşah şaşkın, ne diyeceğini bilemez,
Yaşlı kadının sözleri, yüreğine işlemez.
Ama kadının bakışları keskin ve sert,
Sözleri bir hançer gibi, kalbini delip geçer.
"Senin adamların," dedi kadın, "zulmediyor,
Halkı eziyor, canlarını yakıyor.
Sen sorumlusun, bu zulmün ve haksızlığın,
Ve ben hakkımı senden alacağım."
Melikşah utanç ve pişmanlık duyar,
Gözyaşları akar, vicdanı azap duyar.
Yaşlı kadına yemin eder, adaleti yerleştireceğine,
Haksızlığa son vereceğine, zulmü bitireceğine.
Zend-Rûd köprüsünde adalet yerini bulur,
Yaşlı kadının duası, Melikşah'ı kurtarır.
Ve o günden sonra, adil ve merhametli bir sultan olur,
Halkın sevdiği, saygı duyduğu bir lider olur.
Melikşah'ın rüyası ise, bir ders verir bize,
Adaletin önemini, merhametin değerini.
Güç ve kudret geçicidir, unutulmaz bir gün,
Ama adalet ve merhamet, sonsuza dek kalır.
©hasanbey.