Mavisi kâfi tarlalarında ne buldun,
Neler ekersin hasattan önce taşlanırken titreyen seslere?
Şöyle çök hücrelerime de orada kurusun yorulduğun.
Bana kurtlanan ve kurtulanlardan bahset,
Bardağımın ağzına dudakların dokunsun
Eksilt beni duyuramadıklarından çağır bir müddet.
Bir hazırlanış hazırladım sana mavi ve yaşamsal
Cephesinde, sahipsiz beden yığınlarını çiğneyen
Ceplerini durmaksızın yoklayan âli kesilmiş mektuplar.
Teni kalın, ağırlığı gitmek getiren mevsimlerini
Suyun içinde ıslanmayan kanatlarını şöyle gözüm hizasına koy,
Tut beni arta kalanlarından,soy seni çıkar.
Ben sana altı harflisinden iştirakler hazırladım.
Yokluğunda soğuyan, bıraktığın yeri götürüp ta güneşe
O geldiği vakit takas ederiz diyerek ısıttım.
Sen geldiğinde doyar tokluğumuzun aç gözlü canavarı.
Yemeğin yavanmış,sofraya gökyüzünden yıldız koydum
Dermana yaklaşamazmış derdin,sıcakmış,gel onu da soğuttum.
Kalmaya müstesna zaman kokulu günler hazırladım sana
Savaş doğuran kelimelerin ter döktüğü cihanda sen geldin
Barışlar buldum zeytin dalından yapılmış silahlarla.
| ay
A