Ve insan yanıldı,
Yüreği, görünmez demir parmaklıklar ardında
Saadet ki günün aydınlığında yahut ayın mehtabında
Saadet ki gülücükler saçan bir bebeğin simasında
Saadet ki yüreğini demir parmaklıktan sıyırmanın sırrında,
Hangi zamana ve mekana ait olduğu zihninde muamma
Ve ait olduğu zaman sayılı vaktin bir nefes ötesinde
Sonsuz bir vaktin dışında bir ömür kadar kalmalıydı zaten,
Ve ait olduğu mekan tüm perdeleri kaldıran ölümün ötesinde
Fani bir mekânın zulmünde mütemadiyen kalmamalıydı zaten.
Ve insan yanıldı,
Yüreği, görünmez demir parmaklıklar ardında
Prangalara vurulmuş iradesinin müsebbibi ki yücelttiği nefsi
Şimdi bir ay doğumu vakti, insan vicdanını yoklamakta
O nefs degil mi ki nice kavmin helakının yine müsebbibi
Saadet ki prangalarından kurtulmuş iradenin sırrında,
Şimdi bir ay doğumu vakti, insan benliğini aramakta
Ve, gözündeki perdenin ardında bir uzantı beliriyor
Şimdi Insanlığa dair ne varsa pervasızca yaşlanmakta
Ve şimdi gün doğumu vakti, vicdan ve benlik toprağa veriliyor.
Ve insan yanıldı,
Demir parmaklıktan kurtulmanın sırrını ararken
Ilk göz açımında üşütüp sonra yakan sonbahar güneşinde,
Prangalara vurulmuş iradenin hürriyet anahtarını sorarken
Her bitiminde tekrar dönüşünü vaat eden ilkbahar neşesinde
Yanılıyordu...
Hakikî saadeti masivanın kirli çöplüğünde sanarken
Sahih sandığı sarih desiselerin girdabında boguluyordu gitgide
Boğulduğundan bihaber ısrarla ilerliyordu denizin derinlerine.
Ve insan yanıldı,
Ruhunun şifasını notaların narkotik ahenginde sanarken
Doğmamak üzere batacağından bihaber güneş misali yanıldı.
Şimdi sonsuzluğa olan hasretle başbaşa vakit geçirirken,
Bülbül misali, elem dolu iniltileri sinsi sessizliğiyle yayıldı.
Ve, kah günün aydınlığını kah ayın mehtabını düşlerken
Kendine teselli arıyordu, kendinden bihaber yine yanılıyordu.
Ve insan, saadeti henüz masivada ararken yanılmıştı
Bombardıman altındaki feryatlara kulağı sağırken
Zulmün ahenkli ritmi çağlar aşmıştı.
Gözündeki perdenin ardında modayı inanca katarken
Moda ki ahenkli ritmin süsüne hizmette haddi aşmıştı!
Hâlâ saadeti günün aydınlığında ayın mehtabında sanarken
Insan büyük desisenin farkına varmadan yanılmıştı
Ve insan tekrar tekrar yanılmıştı...
Şimdi bir lahza düşünen insan yanılgılarının nedametiyle
Hakikatin ışığını yüklendiği zihnini yoklayıp durdu
Ve vicdanını topraktan ayıklayıp avuçlarına doldurdu
Farkındalık ayıkladığı her parçaya bir azap yerleştirdi
Ardından benliği vicdanının peşinden onu buldu
Ruhun şifası ise gurbetin sonuyla eşdeğer kılınmıştı,
Ve bir parça huzur için bir parça uykuya daldı...
Ağustos 2018
©mmeryemm
M