Günlerimiz tutuşup külleniyor sahiden..
Bir vakitler kâğıttan uçaklar yapardık,
Uçurup uçurup seyre dalardık.
Hatırlıyorum da bir sürü yargıç vardı, bakışlarıyla insanları deviren, masumları suçlu durumuna düşüren..
O zamanlar bir başka kokuyordu topraklar.
Hele yağmurun ardından duyulan o mis koku sarıp sarmalıyordu etrafı.
Ben ne zaman bir öğretmen görsem, öğrenci olduğum zamanlar gelir aklıma.
İçimdeki o çocuk saklanmaya kalkışır şımarıklarıyla.
"Büyüdüm" dermişcesine bakışmaları başlar.
Günlerimiz tutuşup külleniyor sahiden..
Oturup dinlenmeye bile vakit yok.
Hayatın koşuşturmacaları biter mi, bitmez!
Bu çektiğimiz çilenin, gördüğümüz muamelenin hesabını kimler verecek?
Bizi yoktan sayana sözlerimiz ve öfkelerimiz ağır gelir.
Bir öğretmen adayı vardır ki saygı duymak zorunda kalacaklar, yeri gelecek o sıcaklığını mumla arayacaklar ama bulamayacaklar. İş işten geçmiş olacak.
©gecruya
G