H

Zulüm unutulmaz

Masum insanların şahadeti unutulmaz
Zulümle abat olunmaz
Mavi marmara unutulsada
Allah zulmü unutmaz
Bir Gün, Musa Aleyhisselâm, İbâdetini Bitirdikten Sonra Bir Ağacın Altına Oturur. Hemen Yakınındaki Çeşmeyi Seyrederken, Atlı Bir Savaşçının Çeşmeye Geldiğini Görür.
Savaşçı Su İçmek İçin Eğildiğinde Boynundaki Altın Kesesini Islanmasın Diye Çıkarır Çeşme Başına Bırakır. Suyunu İçtikten Sonra Altın Kesesini Unutur ve Yoluna Devam Eder.
Hemen Arkasından Hoplaya Zıplaya Bir Çocuk Gelir. Tam Su İçecekken Altın Kesesini Fark Eder ve Hiç Düşünmeden Alır ve Uzaklaşır.
Çocuğun Arkasından Çok Yaşlı Bir İhtiyar İnleyerek Su İçmeye Gelir. Bu Arada Altın Kesesini Su Başında Unutan Savaşçı Keseyi Almak İçin Çeşmeye Doğru Yaklaşır. Fakât Çeşme Başında Hiçbir Şey Bulamaz...
Hemen Yanındaki Yaşlı Adamın Boğazına Sarılır ve Altın Kesesini Vermesini İster. İhtiyar Ne Kadar, “Ben Almadım...” Dese de Savaşçıyı İknâ Edemez. İyice Sinirlenen Savaşçı Kılıcını Çeker ve Yaşlı Adamı Oracıkta Öldürür.
Olan Biteni Gören Musa Aleyhisselâm:
“Ey Rabbim, Bu Nasıl Bir Adâlettir? Ben Hiçbir Şey Bilmiyorum, Senin İşine Sual Olmaz Ama Ben Anlamadım...” Der. Bu, İsyâna Benzer Açıklıktaki Sözlere Karşılık Rabb, Şöyle Seslenir:
“Ey Musa! Ben Sana Benim İşlerimi Anlayacak Kadar Akıl Vermedim ki, Sen Benim Hakkımda Yorum Yapıyorsun? Ama Kalbinin Yatışması İçin Gerçek Şudur: Savaşçı, O Küçük Çocuğun Babasının Malını Yağmalamıştı. Ölen İhtiyar ise Gençliğinde Çok Güçlü Bir Adamdı Ama Bir Hiç Uğruna Bir Köylüyü Öldürmüştü. O İhtiyarı Öldüren Savaşçı, İşte O Köylünün Oğludur. Ey Benim Gâfil Kulum, Şimdi Tövbe Et. Çünkü Benim Adâletim İşte Bu Kadar Açıktır!”
©doğukan01